Hoş geldiniz.
Sitemizde şu an 25 kategori başlıgı altında toplam 587 makale yayınlanmaktadır.
Arama özelligimizi kullanarak daha fazla içeriğe ulaşabilirsiniz.
Seçmiş Olduğunuz Makale Aşağıdadır
ZİHİN / BEDEN İLİŞKİSİ
Eski çağlardan beri zihin ve bedenin birlikte oluş hali insanların merakını uyandırmıştır. Pek çoğu onların birbirinden ayrı olarak faaliyet gösterdiğini iddia etmişken; son zamanlardaki düşünceler ve bu konudaki araştırmalar birlikte çalıştıkları inancına doğru kaymıştır. Bu, insanı bütünleşmiş bir bütün olarak gören "bütüncül tıp" yaklaşımına yol açmıştır. Beden ve zihin arasındaki yakın ilişkinin pek çok örnekleri günlük hayatta görülebilir. Fiziksel süreçlerin zihin üzerindeki etkisi, açık bir şekilde örneğin kafein içeren kahve içildiğinde fark edilebilir. Kafein merkezi sinir sistemini harekete geçiren bir uyarandır ve bu yüzden konsantrasyon ve canlılık seviyesini arttırır. Kafeinin fazlaca alınması anksiyeteye yol açabilir. Tıpta da pek çok faydalı ilaç zihinsel süreçleri değiştirebilir. Örneğin benzodiyazepin gibi anksiyolitik ilaçlar olumsuz duyguları olumlu yönde değiştirmek için kullanılabilir. Benzer şekilde, zihinsel ve duygusal deneyimlerin vücutta belirli reaksiyonları ortaya çıkardığı görülebilir. Örneğin, korkulu ve endişeli bir hale girdiğinizde pek çok şey olabilir-. Sempatik sinir sisteminiz harekete geçer; bu, adrenal bezlerinden kanınıza adrenalin salınması ve nefes alma ve kalp hızınızın artmasıyla sonuçlanır. Kan akımı, bağırsak ve deri gibi alanlardan; kas, kalp ve akciğer gibi dokulara doğru kayar. Net sonuç sizi harekete geçmeye ve canlanmaya hazırlamaktır. Öte yandan, hoş şeyler düşünüyor ve kendinizi sakin hissediyorsanız; yavaş ve muntazam soluklarınız ve normal hızdaki kalp atışınızla vücudunuzu daha rahatlamış hissedeceksiniz. Hipnoterapi, zihin süreçlerinin vücut üstünde doğrudan etkileri olduğu fikrine dayanır. Amaçlarımız için biyokimya ve nörofizyoloji dünyasının ayrıntılarına inmeye gerek yoktur; hipnoz sırasında biyokimyasal taşıyıcıların salınması vasıtasıyla vücutta temel bir biyolojik iletişim biçiminin ortaya çıkacağını söylemek yeterlidir. Örneğin, Rossi ve Cheek (1988) ilgili literatürü gözden geçirirken, hipnoterapi gibi zihin/vücut yöntemlerinin vücutta her temel malumat aktarımı seviyesinde acı deneyimini değiştirebileceğine dair biriken kanıtlar olduğu sonucuna vardılar. Zihin / beden seviyesinde hipnoz sırasında pek çok kişinin kendi algılarını çarpıtabildikleri böylece de derin hipnotik anestezi yaşayabildikleri bulunmuştur (Orne, 1976; McGlashan ve ark., 1969). Beyin / vücut seviyesinde, hipnoterapiyi takiben endorfinlerde (vücudun kendi doğal acı yokedicisi) artmalar kaydedilmiştir (Ka-ji ve ark., 1981; Domangue ve ark., 1985). Son olarak, hücre / genetik diye isimlendirilen seviyede, hipnotik telkin doku hassasiyetindeki ölçülen değişikliklerle ilişkili olmuştur (Chapman ve ark., 1959). Biyokimyasal taşıyıcılar acıyı azaltmak ve iyileşmeyi sağlamak için çalışıyor görünmektedirler. Zihin üzerinde çalışmak ve orada değişiklikler üretmekle kişinin pek çok seviyede birden bütün olarak etkilenebileceği açıktır. Bu ön bilgiler hipnoterapi çalışmalarının özünü oluşturmaktadır.
Konu Hakkında Yapılmış Bütün Yorumlar
Bu konu hakkında yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak istermisiniz?
Son çeyrek yüzyılda modern yaşam tarzının getirdiği, kötü beslenme, hareketsizlik ve stres etkileri yaşamımızın dengesini alt üst etmiş durumdadır. Bu gibi nedenlerden dolayı çağımızda hastalıklarda artışlar görülmüştür. Tıp ilerlemesine rağmen, her derde deva olamamıştır. Bu gelişmeler üzerine asıl çarenin doğada olduğu anlaşılmıştır. Eskiden "kocakarı ilaçları" olarak tabir edilen yöntemlerin, günümüzde Alternatif Tıp inceleme alanına girmesi ile bitkilerin vucudumuz üzerindeki olumlu etkileri de kanıtlanmıştır. Doğadaki meyveler, sebzeler, baharatlar ve şifalı bitkiler bizlere doğanın bir hediyesi, yaradanın bir ikramıdır. Bizim bu ikramdan yararlanmamız alternatif tıbbın ortaya çıkışına ortam hazırlamıştır.