Hoş geldiniz.
Sitemizde şu an 25 kategori başlıgı altında toplam 588 makale yayınlanmaktadır.
Arama özelligimizi kullanarak daha fazla içeriğe ulaşabilirsiniz.
Seçmiş Olduğunuz Makale Aşağıdadır
Çocuğunda başlayan göz kırpma, burun çekme, boğazını temizleme gibi garip hareket ve ses çıkarmalar anne babaların kaygı duydukları durumlardan biridir. Yineleyici istem dışı, amaca yönelik olmayan, ancak baskılanabilen hareketler olarak tanımlayabileceğimiz bu durumları tik olarak adlandırıyoruz. Tikler sıklıkla çocuk ve ergenlerde görülmekte ve bu dönemde başlamaktadır. Çocuk ve Ergen Psikiyatrisine yapılan başvuruların önemli bir bölümü bu yakınmalardan kaynaklanmaktadır.
Çoğu tikler, aralıkları kısa olan devreler şeklindedir. Göz kırpma, burun kıvırma, dudak oynatma ya da kaşları kaldırma gibi normal davranışın bazı bölümlerini taklit edebilirler. Tek tek ya da bir orkestra örüntüsü içinde birlikte olabilirler. Yoğunluk ve şiddetleri değişkendir. Bir çocukta birden fazla tik görülebilir. Bazen biri biter biri başlayabilir. Çocuklar tiklerini geçici bir süre istemli olarak engelleyebilirler. Bu yüzden başkalarının yanında görülmeyebilir. Zaman zaman sıklık ve şiddetleri değişebilir. Uykuda kaybolurlar, stresle artarlar. En fazla 6-7 yaş arasında görülürler . Çocuk ve gencin benlik saygısında, aile yaşantısında, sosyalleşmesinde, okul ya da iş başarısında güçlüklere neden olurlar.
Tikler birçok şekillerde ortaya çıkmaktadır. Göz kırpma, baş sallama, omuz silkme, surat buruşturma ve öksürme gibi basit ve ani davranışlardan yüz hareketleri, ayağını yere vurma, koklama, kendine çeki düzen vermeye çalışır biçimde kol ve baş hareketleri gibi daha karmaşık, amaçlıymış gibi görünen davranışlara dek değişkenlik gösterebilir. Şiddetli durumlarda bu hareketler vurma kırma biçiminde kendini yaralayıcı davranışlar şeklinde olabilir. Bazen de başka birinin davranışlarını aynı şekilde taklit etme biçiminde ortaya çıkar. Bir de ses çıkarma şeklindeki tikler vardır. Bunlar boğaz temizleme şeklinde ses çıkarmadan, konu dışı belirli sözcükleri ya da deyişleri yineleme, sosyal yönden kabul edilebilir olmayan açık saçık sözcükler kullanma ya da küfür etme ve kişinin kendi söylediklerini yinelemesi ya da duyduğu son sesi, kelimeyi ya da cümleyi yinelemesi şeklinde görülebilir.
On yaşından sonra çocuklar yaptıkları bu davranışların öncesinde gelen dürtüleri fark etmeye başlarlar. Dürtüler tiklerin çıktığı beden bölgesinde bir kaşıntı ya da gidişme hissi şeklinde bir algı olarak fark edilebilir. Bunlar tiklerin istenmeyen böyle bir uyaranı rahatlatmaya yönelik, istemli bir tepki olarak değerlendirilmelerine neden olur. Aslında pek çok ergen ve erişkin tiklerini istemli yönleriyle, bazen de hem istemli hem istemsiz yönleri ile tanımlamaktadırlar. Bu durumun tersine çoğu küçük çocuk, tiklerinden habersiz olup bunları istemsiz davranış ya da sesler olarak yaşamaktadır.
Tikler arada bir ortaya çıkan geçici ya da kalıcı durumlardır. Geçici olarak niteleyebileceğimiz tikler çeşitli beden bölgelerinde ortaya çıkan ve bir yıldan kısa bir sürede kaybolan tiklerdir. Bu tik bozuklukları çocuklar arasında oldukça yaygındır. Sağlıklı çocukların %12-14'ünde görülmektedir. Erkek çocuklarda kızlardan daha fazla görülmektedir. Şehirlerde yaşayan çocuklarda daha sık görülmektedir. Bu tikler 3-10 yaşları arasındadır. Eğer bir çocukta bu davranışlar bir yıldan fazla sürerse buna uzun süren tik bozukluğu ismi verilmektedir.
Genellikle tiklerin beynin çalışması ile ilgili bir düzensizlikten ya da tümüyle ruhsal bir sorundan kaynaklandığı düşünülür. Ancak tiklerin ortaya çıkması için yetersiz biyolojik gelişme ve olumsuz çevre etkenlerinin bir araya gelmesi gerektiği üzerinde durulmaktadır. Tik belirtileri genellikle gerginlik veren bir olay sonrasında artar. Ailenin ya da öğretmenlerin isteyerek yapıyor şeklinde çocuğu yanlış anlamaları ya da belirtileri kısıtlamak için cezalandırma, utandırma gibi yollara başvurmaları belirtilerin şiddetlenmesine ve çocuğun gerginliğinin artmasına neden olmaktadır.
Görüldüğü gibi anne babayı ve çocuğu kaygılandıran bu ses ve hareketler kişinin elinde olmadan ortaya çıkmakta ve sürmektedir. İlk ortaya çıktığı üç ya da beş yaşlarında çocuğun çevresindekileri taklit etmeye çalışmasının bir sonucu olarak öğrenme ile ilgilidir. Bir göz iltihabından sonra ya da bir üst solunum yolu hastalığından sonra kalan rahatsızlık hissi de böyle bir davranışı başlatabilmektedir. Bu yaşlarda ortaya çıkan, hatta ilkokul döneminde görülen tikler kendiliğinden geçebilmekte, çocuğun karşılaştığı stres durumlarında yeniden başlamaktadır.
Böylesi durumlarda tiklerin yerleşmesinde anne baba ya da öğretmen gibi çocukların iletişimde olduğu kişilerin rolü önemlidir. Yetişkinler çocukta ortaya çıkan bu davranışlar nedeniyle kaygılanmakta ve çocuğun bu tür davranışlarını görebilmek için tüm davranışlarına dikkat etmeye başlamaktadırlar. Hatta sürekli uyararak çocuktan bu davranışlarını kontrol etmesini istemektedirler. Bu ise şu iki şekilde etkili olarak çocukta tiklerin yerleşmesine neden olacaktır. Birincisi çocuğa anne babanın kaygısı bulaşacak, çocuk bu davranışlarını kontrol etmeye çalışacak, sonuçta çocukta ortaya çıkan gerginlik ise tikleri doğuracaktır. İkinci durum ise yine gergin, çocuğuna ayıracak zamanı kısıtlı olan ve bu kısa süre içinde onun davranışlarını değiştirmeye çalışan anne babaların tutumudur. Burada çocuk anne babanın azalan ilgisini bu belirti ile üzerinde tutmaya çalışır. Çünkü anne baba bu davranışları sergilediğinde ona zaman ayırmakta ve ilgilenmektedirler. Bu yüzden tik sorunu ile bize başvuran anne baba ve çocuğun tedavisinde öncelikle eğitimsel ve destekleyici yaklaşımlar ve gerektiğinde ilaç tedavisi önermekteyiz. Bu tedavi şekli ailenin ilişkilerini ve beklentilerini düzenlemede olumlu etkiye sahiptir.
Özellikle aile ve çevresi çocuk ve ergendeki bu davranışları istemli ve kendilerini kızdırmak amacıyla yaptığı şeklinde yanlış olarak değerlendirmektedirler. Bu nedenle tikleri söndürme ve yok etmede aile ve öğretmen ile yapılan işbirliği büyük ölçüde yarar sağlar. Öğretmenin bilgilendirilmesiyle sınıfta çocuk için daha olumlu ve destekleyici bir çevre sağlanabilir. Tersine çocuğun tikleri nedeniyle sürekli azarlanması ciddi zararlar verebilir. Çocuk otorite figürlerine olumsuz tavırlar geliştirebilir. Okula devam etmek istemeyebilir. Öğretmenin tik davranışlarına olumlu yaklaşması çok önemlidir.
Anne baba çocuğun karşısında yer alarak, sürekli onu davranışları ile eleştirmek yerine çocuğu anlamalıdır. Bu davranışlarının onun elinde olmadan ortaya çıktığını belirterek gerginliğini azaltmalı, çocuğa kaygısı bulaştırmamalıdır. Eğer çocuk tikleri ev dışı ortamlarda sergilemiyor, belirli durumlarda gösteriyorsa; tiklerin ortaya çıktığı durumların değerlendirilmesi gerekecektir. Bu durumlar gerginliğin arttığı, çocuğu huzursuz eden ya da yoğun ilginin gösterildiği durumlar mıdır? Ancak son durumda ilgi çekmek amacıyla yapıldığı düşünülerek çocuğa tümüyle kayıtsız kalmamak gerekmektedir. Burada da anne babanın birlikte geçirilecek kaliteli bir zaman ayırması tik belirtilerini söndürecektir.
Burada sayılan olumlu tutumlar tiklerin hemen tamamının yerleşmeden sönmesini ve bitmesini sağlayabilecektir. Tiklerin bir kısmı ise burada belirtilen olumsuz tutumlar ile ya da çocuk ve ergenin önerilen söndürme çabalarına karşın yerleşmekte ve uzun süre devam etmektedir. Çocuğu ve çevresini rahatsız eden tikler zaman zaman yeniden ortaya çıkıyor ve bu süre bir yılı aşıyorsa ilaç tedavilerinin bu çabaya eklenmesi önerilmektedir.
Anne baba ve öğretmenler çocuklarda ortaya çıkan tik bozukluklarında başlangıçta ya da burada önerilen çabalarının fayda etmediği durumlarda bir Çocuk ve Ergen Psikiyatri uzmanına başvurarak gerekli beceri ve desteği alabileceklerdir.
Konu Hakkında Yapılmış Bütün Yorumlar
Yazan:
bahar yıldız
merhaba.şuanda gerçkten de inanamıyorum ilk defa tik rahatsızlığı olan kişilerin int. sayfasında yazdığı bir siteyle karşılaşıyorum.ve int. sitelerinin çoğu değil hepsinde çocukluk dönemi tiklerinden bahsediyorlar sanki ergenlik döneminde olan veya yetişkin dönemde olan insanlar yokmuş gibi bu çok sinir bozucu.tam olarak bu sitede yazdıklarımıza cevap bulabiliyor muyuz acaba?bunu öğrenmek istiyorum eğer öyleyse tam olarak yaşadıklarımı anlatabilirim bu arada 18 yaşındayım.
Yazan:
esin kılıç
13 yaşından beri göz kırpma tikim var şuan n21 yaşındayım 7aydır ilaçtedavisi görüyorum halen geçmedi sizce başka neilç kullanabilirim öneriniz nedir cevabınızı bekliyorum
Yazan:
Murat Sarı
(yazım bir hayli uzun oldu kusura bakmayın,ama lütfen okuyun.)
Slm ben 19 yaşındayım.
Vücudumun çoğu yerinde istem dışı hareketler oluyor.
Şuanda sürekli gözlerimi kırpıyorum.
Bazen gözlerimi kırparken patlatırcasına sıkıyorum.
Daha öğlen vakti uykum geliyor çünkü normal bir insanın 7-8 katı belki daha fazla
göz kırpmasına mağruz kalıyorum.
Gözlerimden önce burnumu kıvırıyordum.Daha önce ağzımı sol aşağıya
doğru çeken bir kuvvet vardı.Daha önceleri Omuzlarım oynatıyordum(elbise bana sıkıntı veriyordu).
Bazen çok sinirlendiğim zaman göz tikimle beraber parmaklarımı geriyorum.(parmak aralarına
acı vermeye çalışıyorum)
Bu istem dışı hareketler zaman zaman vüdumun her yerinde meydana geliyor
ve beni gerçekten korkutuyor.Ve bazen bunların haricinde herhangi olayda takılabiliyorum.
Düşünmek istemediğim bir şeyi düşünmek gibi ya da Banyonun lambasını kapattığımı bili-
yorum ama banyoya gidip kontrol etmezsem kafayı yicek duruma geliyorum.Bu küçük
bir örnek.Ve daha neler neler var işte.
Ruh hallerim:Karamsar,İçine dönük ama insanları,doğayı, yaşamayı seven biriyim ve gayet aklı
selim bir insanım.
Ygs ve Lys ye hazırlanıyorum ve acilen tiklerimi yok etmem lazım.Psikiyatriste hiç gitmedim
ne yapmam lazım lütfen önerilerinizi bekliyorum.
Yazan:
meert
slm bnmde uzun süredir aniden baş gösteren göz tikim var bazen hiç gelmio ama öle bi an oluo ki bir anda yeniden gelio bu aralar gene baş göstermeye başladı çok sinir bozucu oluyo kafamı duvara vurasım gelio konuşmamı engenlio kafamı istek dısı sallama neden oluo lütfen yardımcı olursanız çok sevinirim.. saygılar..
Yazan:
merve
hocam bende başımı sallama alışkanlığı var bunu uyurken yapıyorum ne yapmam gerek doktora gitmeye utanıyorum Neden utandığınıza bir anlam veremedim. Ama internet sitelerinden deva bulamayacaksınız. Doktora gitmenizi salık veriyorum.
Yazan:
adımı söylemek istemiyom dalga geciyolar
slm hocam benim cok tikim var ilk göz sonra ayak vb tiklerim var kafa salama lütfen tardım edin annem vebabam cok zorluyorlar beni lütfen hocam bana cağre bulun.
Yazan:
murat firat
slm ben 23 yaşinda goz tiklerim var ne yapnaliyım
Yazan:
ali
tiklerimi hep olmasada tekrarlıyorum stresli bir anımda veya sinirli bir anımda gözlerimi kırpıyor ellerimi parmaklarımı oynatiyor herşeyi tekrarlıyorum bir şey bana zarar veriyorsa veya canımı yakıyorsa bunu hep tekrarlıyorum sanki yapmam gereken zorunlu birşeymiş gibi sürekli kendime zarar veriyorum bunu engelleyemiyorum ve kimseye söyleyemiyorum utangaçım çok içe dönüğüm sorunlarımı başkalarıyla rahat paylaşamıoyrum paranoyağım
Yazan:
lütfiye ÇAĞLAYAN
slm benim 13 yaşında bir kardeşim var her türlü tiki var ve bu nedenle okula bile gidemiyor piskoloğa gittik ama çare olmadı ne olur yardım edin
Yazan:
önemsiz
hocam benim de çeşitli tiklerim var yaş 18 ama hala devam ayrıca çok utangacım arkadaşlarım soruyor cevap veremiyorum tiklerimi alay edende çok
Son çeyrek yüzyılda modern yaşam tarzının getirdiği, kötü beslenme, hareketsizlik ve stres etkileri yaşamımızın dengesini alt üst etmiş durumdadır. Bu gibi nedenlerden dolayı çağımızda hastalıklarda artışlar görülmüştür. Tıp ilerlemesine rağmen, her derde deva olamamıştır. Bu gelişmeler üzerine asıl çarenin doğada olduğu anlaşılmıştır. Eskiden "kocakarı ilaçları" olarak tabir edilen yöntemlerin, günümüzde Alternatif Tıp inceleme alanına girmesi ile bitkilerin vucudumuz üzerindeki olumlu etkileri de kanıtlanmıştır. Doğadaki meyveler, sebzeler, baharatlar ve şifalı bitkiler bizlere doğanın bir hediyesi, yaradanın bir ikramıdır. Bizim bu ikramdan yararlanmamız alternatif tıbbın ortaya çıkışına ortam hazırlamıştır.