şifalı bitkiler
Koroner Kalp Hastalığı ve Kalp Krizi konusu 9556 defa okunmuştur

Reklamlar

Koroner Kalp Hastalığı Ve Kalp Krizi

Koroner Kalp Hastalığı ve Kalp Krizi


Dolaşım sistemi: Dolaşım sistemi, akciğerlerde oksijenlenerek sol kulakçığa gelen kanın, sol karıncıktan vücuda
pompalandığı büyük dolaşım sistemik dolaşım ve toplardamar aracılığı ile sağ kulakçığa gelen oksijenden yoksun
kanın sağ karıncık aracılığı ile akciğerlere pompalandığı küçük dolaşım (pulmoner dolaşım) dan ibarettir.

Damar sertliği (atheroskleroz): Kanı, sol karıncıktan vücudumuzun organlarına taşıyan aort damarı ve
dallarında, elastikiyet azalmasına sebep olan, damar iç tabakası altında yağ (lipid) birikimi ile karakterize bir
hastalıktır. Kalbi besleyen ve taç damarı (koroner arter) ismi verilen damarlarda, lipid birikimi sonucu
meydana gelen kritik seviyedeki darlıklar, kalbin beslenmesinde yetersizliğe sebep olmaktadır.

Koroner yetersizliği olarak ifade edilen bu durumda hastayı hekime yönlendiren en önemli belirti angina pektoris adı verilen göğüs ağrısıdır. Angina pektoris, göğüs kemiği arkasından başlayan, göğsün her iki kısmına, omuzlara, kollara, sırta ve alt çeneye yayılabilen, baskılayıcı, sıkıştırıcı ezici ya da yanıcı karakterde olabilen, egzersizle veya yemekle ortaya çıkan ve istirahatle veya dil altı nitrat preparatları ile geçen bir ağrıdır.

Kalp Krizi (Miyokard enfarktüsü): Kalbi besleyen koroner damarlarda, kan akımının kesilmesi sonucu meydana gelir. Kan akımı kesilmesi ise çoğunlukla, atherosklerotik plakta çatlama sonucu pıhtı oluşumu ve damarın tıkanması ile olur. Normal bir koroner damarda veya atherosklerotik damarda uzun süren spasm olması ile de kan akımı durup, kalp krizi meydana gelebilir.

Sekonder Korunma:
- Kroner kalp hastalığı tanısı konulmuş hastaların belirlenmesi ve tedavisi ile
- Kalp krizi geçirmiş hastaların, tedavi ve rehabilitasyonunu ve ikinci bir kardiovasküler olay geçirmelerini engellemeyi kapsar.

Koroner Kalp Hastalığını Kolaylaştıran Risk Faktörleri Nelerdir?
- 45 yaş veya üstü erkek olmak
- 55 yaş veya üstü kadın olmak, ya da östrojen almamış erken menopozda olmak
- Babanızın veya erkek kardeşinizin 55 yaşından önce, annenizin veya kız kardeşinizin
65 yaşından önce miyokard enfarktüsü geçirmiş olması,
- Sigara içiyor olmanız.
- Total kolesterol değerinizin 240 mg/dl olması, HDL (iyi) kolesterolünüzün 35 mg/dl olması.
- Kan basıncınızın 140/90 mmHg olması veya bir hekim tarafından hipertansiyon tanısı konulmuş olması.
- Açlık kan şekerinizin 126 mg/dl bulunması veya kan şekeri regülasyonu için ilaç ihtiyacınızın olması.
- Anamnezinizde koroner kalp hastalığı veya miyokard enfarktüsü tanısı konulmuş olması.
- Çoğu günlerde 30 dakikadan az fizik aktivite olması.
- Aşırı kilolu olmanız.


Risk Faktörleri İle Mücadele Nasıl Yapılmalıdır?
Hastanın yaşı, cinsiyeti ve ailesinde kalp hastalığı varlığı değiştirilmesi mümkün olmayan risk faktörlerini teşkil eder. Oysa sigara içimi, yüksek kolesterol, yüksek kan basıncı, fizik inaktivite, kilo fazlalığı değiştirebilen risk faktörleridir. Son zamanlarda şeker hastalığının değiştirilmesi mümkün olmayan risk faktörleridir. Son zamanlarda şeker hastalığının değiştirilmesi mümkün olmayan risk faktörleri arasında yer alması gerektiği ileri sürülse de iyi bir diyabet regülasyonunda yarar vardır.

Sigara içimi:
Sigara içenlerde koroner kalp hastalığı riski içmeyenlere göre 2-3 kat artmıştır.
Bu nedenle esas hedef sigaranın tam olarak bırakılmasıdır.

Kolesterol yüksekliği:
- LDL kolesterol hedefi 100 mg/dl
- HDL kolesterol hedefi 35 mg/dl.
- Trigliserid hedefi 200 mg/dl olmalıdır.

Hipertansiyon (Yüksek Kan Basıncı):
- Kan basıncı hedefi erişkinlerde 140/90 mmHg.
- Şeker hastalığı, kalp veya böbrek yetersizliği olanlarda 130/85 mmHg olmalıdır.

Fizik inaktivite:
- Haftada 3-4 kez 30-60 dakikalık fizik aktiviteler (yürüme, bisiklete binme) hekim tavsiyesine göre yapılmalıdır.
- Normal yürüyüşlerde bir günden daha fazla ara verilmemesinde yarar vardır.

Vücut Ağırlığı Kontrolü:
- Hastaların vücut kitle indeksi 18.5-24.9 kg/m2 olmalıdır.

İlaç Tedavisi:
- Aspirin: Hekim tarafından sakınca olmadığı taktirde Aspirin 80/325 mg/gün başlanabilir.
- ACE inhibitörleri: Ön duvar miyokard enfarktüsü sonrası veya ikinci kez miyokard enfarktüsü geçiren hastalarda hekim tarafından ACE inhibitörü başlanması yararlıdır.
- Beta blokerler: Enfarktüs sonrası yüksek riskli hastalara hekim tarafından başlanması yararlıdır.
- Östrojenler: Bir hekim tarafından uygun görüldüğü takdirde yumurtalıkları cerrahi olarak çıkarılmış veya erken menopoza girmiş kadınlarda başlanabilir.


Uyarıcı Belirtiler
Kalp krizi yaşamı tehdit edebilen ve ölümle sonuçlanabilecek acil bir durum olduğundan, uyarıcı semptomların farkedildiği anda hemen 112 Hızır Acil Servis aranmalı ve koroner yoğun bakım ünitesi olan en yakın hastaneye doktor refakatinde ambulans ile nakledilmelidir.

Bu belirtiler ortaya çıkıp-kaybolabilir ve bir süre sonra tekrarlayabilir. Kalp krizi teşhisi ne kadar erken konulursa tedavi o kadar başarılı olabileceğinden, zaman kaybetmeden yardım istenmelidir.

Uyarıcı Belirtiler Nelerdir?
- Göğüs kemiği arkasında baskılayıcı. dolgunluk hissi veren, sıkıştırıcı rahatsızlık hissi veya ağrı olabilir.
- Bu ağrı birkaç dakikadan uzun sürer, kaybolup tekrar ortaya çıkabilir.
- Göğüs ağrısı, omuzlara, boyuna ya da kollara yayılabilir.
- Göğüsteki ağrı ya da rahatsızlık hissine eş, sersemlik, baygınlık, terleme, bulantı-kusma ve nefes darlığı eşlik edebilir.

Daha Seyrek Görülen Uyarıcı Belirtiler
- Atipik göğüs ağrısı, miğde ağrısı
- Göğüs ağrısı olmaksızın bulantı veya baş dönmesi
- Nefes darlığı
- Açıklanamayan anksiyete, bitkinlik, yorgunluk
- Çarpıntı, soğuk terleme, solukluk

Her hastada bu belirtilerin tümünü görmek mümkün değildir. Belirtiler kaybolup tekrar ortaya çıkabilir.

Bu belirtilerden bir veya birkaçını başka bir kişide farkederseniz hemen Hızır Acil Servisi arayarak, hastanın emin bir şekilde hastaneye ulaştırılmasını sağlayınız.

"Koroner Kalp Hastalığı ve Kalp Krizi" hakkında yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapmak istermisiniz?

Sizde Yorum Yapmak istermisiniz ?

Yorumlar site yöneticisi tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır.

Sağlık Şifa Arama

Alternatif Tıp Nedir?

Son çeyrek yüzyılda modern yaşam tarzının getirdiği, kötü beslenme, hareketsizlik ve stres etkileri yaşamımızın dengesini alt üst etmiş durumdadır. Bu gibi nedenlerden dolayı çağımızda hastalıklarda artışlar görülmüştür. Tıp ilerlemesine rağmen, her derde deva olamamıştır. Bu gelişmeler üzerine asıl çarenin doğada olduğu anlaşılmıştır. Eskiden "kocakarı ilaçları" olarak tabir edilen yöntemlerin, günümüzde Alternatif Tıp inceleme alanına girmesi ile bitkilerin vucudumuz üzerindeki olumlu etkileri de kanıtlanmıştır. Doğadaki meyveler, sebzeler, baharatlar ve şifalı bitkiler bizlere doğanın bir hediyesi, yaradanın bir ikramıdır. Bizim bu ikramdan yararlanmamız alternatif tıbbın ortaya çıkışına ortam hazırlamıştır.

Sitedeki bütün konular