şifalı bitkiler
Tetanoz, Difteri ve Zatüre Aşıları konusu 10389 defa okunmuştur

Reklamlar

Tetanoz, Difteri Ve Zatüre Aşıları

AŞILAR VE BAĞIŞIKLILIK

Tetanoz, Difteri ve Zatüre Aşıları


Tetanoz
Clostridium tetani’nin toksininin sinir sistemine yaptığı hasardan kaynaklanan kas spazmlarıyla karakterize ölüm riski yüksek bir hastalıktır. Genellikle yaralanmalardan sonra oluşmakla birlikte, damar yoluyla kullanılan ilaç alışkanlığı olan özellikle eroin kullananlarda ortaya çıkabilir. Ölüm oranı % 50-60 olup, ölümler genellikle 10 gün içerisinde olur.

Korunma aşılamayla sağlanabilir. Pasif ve aktif bağışıklama iki şekilde yapılır.Aktif bağışıklama hastalığın önlenmesinde en etkili koruma yöntemidir. Pasif bağışıklama daha ziyade tedaviye yöneliktir. İlk bağışıklaması tamamlanmış kişilerde 5-10 yılda bir rapel doz yapılır. 1 doz aşı 1 ml dir ve kas içine uygulanır.

Difteri
Hastalık etkeni Corynebacterium diphteria bakterisidir. Disfteri basili daha çok mukozalar ve en çok üst solunum yolu ile farinks mukozasına yerleşir. Genel belirtiler difteri basilinin salgıladığı toksinin kana karışması sonucu ortaya çıkar. Daha çok çocuklarda görülür ve yaşla birlikte görülme sıklığı azalır.Korunma aşı ile sağlanır.

Aşı Yapılması gereken durumlar
Bütün genç erişkinlerin (18-25 yaş arası ) difteri-tetanoz aşısına karşı çocukluktaki aşılamalarının yapılmış olması gereklidir. Bu durumda tek doz Difteri-tetanoz aşısı 10 yıl korur. Tekrar dozları 10 yıl arayla uygulanır. Çocukluktaki uygulamanın tamamlanamadığı durumlarda 1 ay arayla iki doz 0 5 ml difteri-itetanoz aşısı uygulanır ve 10 ay sonra 3. doz uygulaması önerilir.

Ek doz 10 yıl ara ile yapılır. Erişkin aşılamasında son yıllarda önerilen önemli bir değişiklik ilk bağışıklamayı ve 10-20 yaş arasında 4. doz aşısını yaptırmış kişilere 10 yaş civarında tek doz difteri-tetanoz aşısı rapelinin aşılaması açısından yeterli olacağıdır.

Bu uygulama her 10 yılda bir rapel uygulamayı kıyasla oldukça pratik görülmektedir. Difteri-tetanoz aşısının erişkinde kullanılan rapel dozunda, difteri toksoidi ilk bağışıklama dozundan azdır. Bir doz aşı 2 LF difteri. 40 I.U tetanoz toksoidi içerir. Çocuklarda kullanılan aşı erişkinlerde kullanılmaz.

Difteri-tetanoz aşısı inaktif bir aşıdır. Kesinlikle dondurulmaz, 4-8 derece sıcaklıkta saklanır. Kullanılmada hemen önce çalkalanmalıdır. .Aşı kas içi, deri altına uygulanır. Bir doz aşı 0.5 ml dir.

Zatüre(Pnömokok) Aşısı
Aşı Yapılması Gereken Durumlar
S.pneumonie ile oluşan solunum yolu enfeksiyonları,menejit, bamkeriyemik ataklara karşı bağışıklılık sağlar.AIDS, nefrotik sendrom,organ transplantasyonu yapılanlar, bağışıklık baskılayıcı tedavi görenler, böbrek yetmezliği olanlar, sistemik lupus eritematozuz (SLE),romatoid artrit,alkolizm,bunama,diabet ve kalp yetmezliği ve kronik solunum yolu hastalıkları (kronik obstruktif akciğer hastalığı gibi) olanlara aşı önerilir.

Aşı Yapılması Sakıncalı Durumlar
Daha önce pnömokok aşısı uygulananlarda ciddi reaksiyon görülenlere aşı yapılmamalıdır. Son beş yıl içinde pnömokok aşısı yapılanlara aşı uygulanmaz.

Yan Etkiler
Ender olarak aşı yerinde kızarıklık, ağrı, şişlik meydana gelebilir,hafif ateş görülebilir.Çok ender olarak üşütme,iştah kaybı,baş ağrısı olabilir.Alerjik reaksiyonu olan kişilerde aşırı hassasiyet reaksiyonuna rastlanır.

Aşı çok gerekli olmadıkça gebe kadınlara uygulanmamalıdır.Aşı 5 yıl süre ile bağışıklık sağlar.Nefrotik sendromlular gibi yüksek riskli grupta 5 yıl sonra bir doz rapel önerilir.

Aşı 2-3 oC derecede saklanmalıdır.Aşı dondurulmamalıdır.Deri altı ve kas içi uygulanır.Bir doz aşı 0.5 ml’dir

"Tetanoz, Difteri ve Zatüre Aşıları" Hakkında Yapılmış Bütün Yorumlar

Yazan :esra keleş
tetanoz aşısından gün sonra banyo yapmanın zararı olurmu acil cevap lütfen

Sizde Yorum Yapmak istermisiniz ?

Yorumlar site yöneticisi tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır.

Sağlık Şifa Arama

Alternatif Tıp Nedir?

Son çeyrek yüzyılda modern yaşam tarzının getirdiği, kötü beslenme, hareketsizlik ve stres etkileri yaşamımızın dengesini alt üst etmiş durumdadır. Bu gibi nedenlerden dolayı çağımızda hastalıklarda artışlar görülmüştür. Tıp ilerlemesine rağmen, her derde deva olamamıştır. Bu gelişmeler üzerine asıl çarenin doğada olduğu anlaşılmıştır. Eskiden "kocakarı ilaçları" olarak tabir edilen yöntemlerin, günümüzde Alternatif Tıp inceleme alanına girmesi ile bitkilerin vucudumuz üzerindeki olumlu etkileri de kanıtlanmıştır. Doğadaki meyveler, sebzeler, baharatlar ve şifalı bitkiler bizlere doğanın bir hediyesi, yaradanın bir ikramıdır. Bizim bu ikramdan yararlanmamız alternatif tıbbın ortaya çıkışına ortam hazırlamıştır.

Sitedeki bütün konular