şifalı bitkiler
Güneşten korunma rehberi konusu 7866 defa okunmuştur

Reklamlar

Güneşten Korunma Rehberi

Güneşten korunma rehberi


Bronzlaşmanın derinin güneş hasarı gördüğünün ve kendini bundan korumaya çalıştığının bir işareti olduğunu belirten uzmanlar uyarıyor: Bronzluğun anlamı güzellik değil, deri hasarı...

Deri Hastalıkları Uzmanlarına göre bronzluğun anlamı “güzellik” değil, “deri hasarı”. Anadolu Sağlık Merkezi’nden Deri Hastalıkları Uzmanı Dr.Sadiye Kuş, “Yaşam boyu 5 defadan fazla güneş yanığı geçirmek, deri kanseri geliştirme riskini 2 kat artırıyor” diyor.

Sağlıklı Bronzlaşma Diye Bir Kavram Yok!

Deriye doğal rengini veren koyu pigmente “melanin” adı verilir. Melanin, “melanosit” adı verilen pigment hücreleri tarafından üretilir. Derimiz güneşe maruz kaldıktan sonra, melanositler daha fazla ultraviyole ışını absorbe edebilmek için, daha fazla melanin üretmeye başlar. Böylece cilt rengi koyulaşır. Gerçekte bronzlaşma derinin çoktan güneş hasarı gördüğünün ve kendini bundan korumaya çalıştığının bir işaretidir. Ne yazık ki bronz görünüm, pek çok kişi tarafından sağlık göstergesi olarak algılanmasına rağmen, sağlıklı bronzlaşma diye bir kavram bulunmamaktadır.

Güneş yanığından sakınmalı!

Yaşam boyu 5 defadan fazla güneş yanığı geçirmek deri kanseri geliştirme riskini 2 kat arttırmaktadır. Melanom adı verilen en tehlikeli deri kanseri tipinin, ağır güneş yanığı öyküsü gibi, kısa süreli yoğun güneşe maruz kalma sonucu ortaya çıktığı unutulmamalıdır.

Neden güneş konusunda dikkatli olmalıyız?

Bilindiği gibi güneşin kısa ve uzun vadeli pek çok olumsuz etkisi bulunmaktadır. Kısa vadeli etkiler arasında güneş yanıkları, bronzlaşma ve çiller sayılabilir. Uzun vadeli etkiler arasında kırışıklık ve lekeler gibi foto yaşlanma belirtileri ve deri kanseridir. Her beş deri kanseri olgusundan dördünde neden, güneşin ultraviyole ışınlarıdır.

Güneş koruyucular nasıl etki gösterir?

Güneş koruyucular ikiye ayrılır :
1)Ultraviyole ışınlarını sünger benzeri absorbe eden organik/kimyasal filtreler.
2)Bu ışınları ayna gibi yansıtan inorganik/fiziksel filtreler.

Güneşten koruma faktörü (SPF), UVB nin yol açtığı kızarıklığa karşı koruma miktarını, böylece güneş koruycuların etkinliğini gösteren bir ölçü birimidir.

Güneş koruyucu bir ürün alırken içeriğinde nelerin olmasına dikkat etmeliyiz?

En az 15 koruma faktörlü ürünler tercih edilmelidir. Ancak SPF’nin sadece UVB ışınlarına karşı koruma için bir ölçü olduğu unutulmamalı. Kullanacağınız güneş koruyucusunun deri yaşlanmasında, güneş yanıklarında ve kanser oluşumunda etkili olan UVA ışınlarına karşı da etkili olabilmesi için geniş spektrumlu bir ürün olması da önemlidir.

Güneş koruyucu bir ürün alırken aşağıdaki maddelerden birkaçını içermesine dikkat edilmelidir:

UVB’ye karşı koruyan :
Padimate O (Octyldimethyl PABA), Homosalate, Octisalate (Octyl salicylate), Octinoxate (Octyl methoxycinnamate or OCM)
UVA’ya karşı koruyan : Avobenzone (Parsol 1789), Zinc Oxide, Ecamsule (Mexoryl)
UVA ve UVBye karşı koruyan : Octocrylene, Titanium Dioxide, Zinc Oxide , tinosorb

Hangi deri tipine hangi güneş koruyucular önerilmektedir?

Dermatologlar deri tiplerini genellikle fototip 1’den (kolay yanan ancak bronzlaşamayan) fototip 6’ya (kolay yanmayan koyu siyah ten) kadar 6 kategoriye ayırırlar. Daha koyu ten rengine sahip kişiler, açık tenlilere göre daha fazla doğal güneşten korunma kapasitesine sahiptir. Tip 2 genellikle kolay yanar ancak minimum bronzlaşır. Deri tipi 1 ve 2 olan kişiler mutlaka tüm güneşten korunma yöntemlerine ek olarak en az 30 faktörlü bir güneş koruyucu kullanmalıdır. Tip 3, bronzlaşabilmekte ve bazen güneş yanığı olabilmektedir. Akdenizli deri tipine sahip olan kişiler (Tip 4) kolay bronzlaşabilmekte ve nadiren güneş yanığı olmaktadır. Deri tipi 3 ve 4 için en az 15 koruma faktörlü bir ürün gerekmektedir. Deri tipi 5 ve 6 olan kişilerin ise yoğun ve uzun süre güneşe maruz kalacakları durumlarda güneş koruyucu kullanmaları önerilir.

Güneş koruyucular nasıl kullanılmalıdır?

*Birçok etken, güneş koruyucuların etkinliğini etkiler. Bunlardan biri de kullanılan miktardır. Yapılan çalışmalarda güneş koruyucu kullananların bu ürünleri gerekenden daha az miktarda uyguladığı saptanmıştır. Ayrıca sırt, boynun iki yanı, şakaklar ve kulaklar sıklıkla güneş koruyucunun atlandığı bölgeler.

*Güneş koruyucular, deri yüzeyine santimetrekareye 2 mg gelecek şekilde uygulanmalıdır. Daha az kullanıldığı takdirde koruma oranı düşmektedir. Bunun için de uygulaması için pratik bir yöntem önerilmektedir: Yüz, boyun ve tek kol için her bir alana en az yarım tatlı kaşığı; gövde, ön yüz, arka yüz, tek bacak için en az birer tatlı kaşığı.

*Güneş koruyucular, güneşe çıkmadan 15-30 dakika önce sürülmeli dışarı çıkmadan hemen önce tekrarlanmalıdır. Bu uygulama, hem atlanan alan yüzeyini minimuma indirmeyi, hem de optimum güneş koruyucu miktarının kullanılmasını sağlar.

*Güneş koruyucular 2-3 saatte bir, özellikle yüzme, terleme ya da havlu ile kurulanma sonrası tekrarlanmalıdır.

Güneşten korunma ile ilgili ne tür önlemler alabiliriz?

*Özellikle 10.00-14.00 arası gölgede bulunulmalı. Ancak güneşin yüzeylerden yansıyarak gölgede bile bizlere ulaşacağı unutulmamalı.

*Sadece plajda değil, yapılacak her türlü açık hava aktivitesinde (bahçe ile uğraşma, açık hava sporları yapma ya da izleme, alışveriş) güneşe maruz kalınacağı unutulmamalı.

*Kıyafetler, şapka ve gözlükle korunmaya özen gösterilmeli. Kol ve bacakları örtecek sık dokunmuş kumaşlardan üretilen koyu (lacivert, siyah) ya da parlak renkli (turuncu, kırmızı) giysiler tercih edilmeli. Giysi ışık geçiriyorsa UV ışınlarının deriye ulaşacağı unutulmamalıdır.

*Su, giysilerin ışık geçirgenliğini arttırır. Bu nedenle ıslak giysilerin yeterli derecede korumayacağını unutmayın. Kulakları enseyi ve yüzü koruyacak geniş kenarlı şapkalar tercih edin.

*En az 15 koruma faktörlü bir ürün her gün düzenli olarak kullanılmalı. Deri tipi 1 ve 2 olan kişilerde bu en az 30 olmalıdır.

*Güneş koruyucu sürerken özellikle dudak, kulak, göz çevresi, boyun, el ve ayak sırtı unutulmamalıdır.

Çocuklar için alınması gereken farklı bir önlem var mı?

*Altı aydan ufak bebekler doğrudan güneş ışığına maruz bırakılmamalıdır.

*Bu nedenle dışarı çıkarken kol ve bacaklarını örtecek şekilde giydirilmeli ve mutlaka geniş kenarlı bir şapka giydirilmelidir.

*Güneş koruyucu ürünler, bebeklerde, 6 aydan sonra kullanılmaya başlanabilir.

*Güneş ışınları için daha geçirgen bir ortam sağladığından, asla dışarıya çıkmadan önce bebeyağı uygulamayınız.

*Çocuğunuzun pusetinin yeterli derecede güneşten koruyacak aksesuara sahip olduğundan emin olunuz.

*Açık havadan faydalanılacak saatleri, akşam üzeri ve sabah erken gibi güneşin dik gelmediği zamanlara ayarlayın.

*Çocukluk çağında tek bir ağır güneş yanığının, yaşam boyu deri kanseri geliştirme riskini arttırdığını unutmayın

*Çocuğunuzun sizi örnek aldığını unutmayın. Siz kendinizi güneşten korumaya özen gösterirseniz, çocuğunuz da güneşten korunma alışkanlığını kolaylıkla benimseyecektir

Güneş ışınlarından kaçınmanın, yeterli D vitamini sentezini engelleyeceği yönündeki eleştirilere katılıyor musunuz?

Güneş ışınlarının vücutta D vitamini üretimini sağladığı biliniyor. Kişiler yeterli D vitaminini, güvenli bir şekilde, gıdalar ve vitamin desteğiyle, az miktarda güneş ışınına maruz kalarak (haftada 3 gün, 10 dakika), deri kanseri riskini artırmadan da sağlayabilir.

D vitamini hangi gıdalardan sağlanabilir?

D vitamini ile güçlendirilmiş süt, portakal suyu, yumurta ve somon gibi yağlı balıklar uygun olacaktır.

hürriyet

"Güneşten korunma rehberi" Hakkında Yapılmış Bütün Yorumlar

Yazan :kadriye kardelen
çok güzel aydınlattınız tşk

Sizde Yorum Yapmak istermisiniz ?

Yorumlar site yöneticisi tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır.

Sağlık Şifa Arama

Alternatif Tıp Nedir?

Son çeyrek yüzyılda modern yaşam tarzının getirdiği, kötü beslenme, hareketsizlik ve stres etkileri yaşamımızın dengesini alt üst etmiş durumdadır. Bu gibi nedenlerden dolayı çağımızda hastalıklarda artışlar görülmüştür. Tıp ilerlemesine rağmen, her derde deva olamamıştır. Bu gelişmeler üzerine asıl çarenin doğada olduğu anlaşılmıştır. Eskiden "kocakarı ilaçları" olarak tabir edilen yöntemlerin, günümüzde Alternatif Tıp inceleme alanına girmesi ile bitkilerin vucudumuz üzerindeki olumlu etkileri de kanıtlanmıştır. Doğadaki meyveler, sebzeler, baharatlar ve şifalı bitkiler bizlere doğanın bir hediyesi, yaradanın bir ikramıdır. Bizim bu ikramdan yararlanmamız alternatif tıbbın ortaya çıkışına ortam hazırlamıştır.

Sitedeki bütün konular