şifalı bitkiler
İftar Sonrası Yorgun Düşmeyin konusu 7873 defa okunmuştur

Reklamlar

İftar Sonrası Yorgun Düşmeyin

Bazı yemeklerden sonra çoğu kişinin üzerine bir rehavet çöker ve uyuklamaya başlar. Bu durum özellikle Ramazan’da iftar sonrası ortaya çıkar.

Memorial Hastanesi İç Hastalıkları Bölüm Koordinatörü Prof. Dr. Yavuz Baykal iftar sonrası yorgunluğuna karşı hangi önelmerin alınmasını yazdı...

Yemek sonrası neden uyku gelir?

Gün içerisinde vücut ısısı iki kez düşer. Bunlardan biri sabaha karşı 03.00 suları, diğeri ise öğleden sonra 14.00-15.00 saatleri arasıdır. İnsanların öğle yemeğinin ağırlığına bağladığı bu rehavet dönemi, aslında vücudun uykuya en meyilli olduğu saat dilimi olup, bu saat aralıkları uykunun en kaliteli olduğu zamandır. Diğer bir neden ise ağır yiyeceklerin yenildiği öğün sonrası karbonhidratlı besinlerin insüline hızlı cevap vermesi sonucu gelişen kan şekeri azlığıdır. Yeteri kadar enerji alamayan beyin çalışmasını yavaşlatarak en ekonomik şartlarda görev yapmaya çalışır. Laktik asit de yemek sonrası uyku halinin önemli bir nedenidir. Laktik asit, vücut yorulduğunda oksijensiz solunum sonucu kaslarda üretilen bir ürün olup vücuda yorgunluk verir ve bu durum kişilerde uykuya eğilim oluşturabilir. Bazı durumlarda da yemek sonrası vücutta metabolik alkaloz gelişir. Mide içerisindeki besinlerin sindirilmesi için asit ortama ihtiyaç vardır. Mide bu asit ortamı sağlayabilmek için kandan hidrojen iyonlarını alır. Bu durum kanda hidrojen iyonlarının azalmasına neden olarak kanı alkalik ortama doğru kaydırır. Kanda oluşan bu alkaloz ortam ise uyku eğilimine neden olabilir.

İftar sonrasındaki uyku halinin nedeni

Uzun süren açlık sonrası, yiyeceklerle beyne hızlı glikoz ulaşmasını sağlayan şekerli yiyecekler alındığında, ani yükselen kan şekerine karşılık salınan insülin hemen kan şekerinde düşmeye neden olur. İşte yemek sonrası kişilerde ortaya çıkan rehavetin nedeni, bu tür biyokimyasal olaylardır.

Sahurda sıvı ve protein alınmalı

İftar ve sahurda mide, aşırı miktarda yiyeceklerle doldurulmamalı. Sahur yemeğinde, gün boyu ihtiyaç duyulacak sıvı ve protein gereksinimi ön planda olmalı, karbonhidratlar uyku ve uyuşukluk verdiği, düşünsel fonksiyonları engellediği için, sınırlı veya az miktarda tüketilmeli. İnsanlar, enerji kaynağı olarak organik maddeleri kullanırlar. Bunlar; karbonhidratlar, proteinler ve yağlardır. Yaklaşık, 1 gr. karbonhidrat ve 1 gr. proteinden 4 kalori sağlanırken, yağlardan 9 kalori elde edilir.

Karbonhidratlar; en çok tüketilen besin kategorisidir. Gelişmiş ülkelerde günlük enerjinin ortalama yüzde ellisi karbonhidratlardan gelirken, gelişmekte olan ülkelerde oran yüzde yetmişi aşabiliyor. Kanda dolaşan başlıca yakıt, glikozdur. Beyin gibi bazı organlar, başka bir yakıtı hemen kullanmazlar. Açlık sırasında beyin; diğer organlara giden glikozun çoğunu durdurarak kendine alır ve sistemini korur. Bu durum, öncelik hakkı gibi düşünülmemeli. Proteinler de gerekli enerjinin sadece yüzde on beşini sağladıklarından, genelde kalori kaynağı şeklinde düşünülmezler. Çünkü sindirilmeleri ve yakılmaları sırasında harcanan enerji, verdiklerinin yüzde otuzuna kadar ulaşabilir. Esasında proteinler, hücre ve dokuların yapı taşları olmak üzere görev alırlar. Aynı zamanda, enzim ve hormonların yapımı için de gereklidirler. En yoğun enerjiyi ise yağlar sağlar.

Bunlara dikkat!

* İftarda fazla yemek tüketilmemeli, mide bir anda doldurulmamalı.

* Karbonhidrattan fakir, proteinden zengin besinler tüketilmeli.

* Kişinin kalp hastalığı yoksa yemek sonrası kafeinli içecekler içmemeli. Türk kahvesi tercih edilebilir.

* Kısa bir yürüyüş yapılmalı.
KAYNAK : Memorial Hastanesi İç Hastalıkları Bölüm Koordinatörü Prof. Dr. Yavuz Baykal

"İftar Sonrası Yorgun Düşmeyin " hakkında yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapmak istermisiniz?

Sizde Yorum Yapmak istermisiniz ?

Yorumlar site yöneticisi tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır.

Sağlık Şifa Arama

Alternatif Tıp Nedir?

Son çeyrek yüzyılda modern yaşam tarzının getirdiği, kötü beslenme, hareketsizlik ve stres etkileri yaşamımızın dengesini alt üst etmiş durumdadır. Bu gibi nedenlerden dolayı çağımızda hastalıklarda artışlar görülmüştür. Tıp ilerlemesine rağmen, her derde deva olamamıştır. Bu gelişmeler üzerine asıl çarenin doğada olduğu anlaşılmıştır. Eskiden "kocakarı ilaçları" olarak tabir edilen yöntemlerin, günümüzde Alternatif Tıp inceleme alanına girmesi ile bitkilerin vucudumuz üzerindeki olumlu etkileri de kanıtlanmıştır. Doğadaki meyveler, sebzeler, baharatlar ve şifalı bitkiler bizlere doğanın bir hediyesi, yaradanın bir ikramıdır. Bizim bu ikramdan yararlanmamız alternatif tıbbın ortaya çıkışına ortam hazırlamıştır.

Sitedeki bütün konular