Hoş geldiniz.
Sitemizde şu an 25 kategori başlıgı altında toplam 607 makale yayınlanmaktadır.
Arama özelligimizi kullanarak daha fazla içeriğe ulaşabilirsiniz.
Seçmiş Olduğunuz Makale Aşağıdadır
Tanım
Sivilce(Akne) yağ üretimi yapan bezlerin uzun süreli iltihabi rahatsızlıdır. Açık ve kapalı komedon oluşumu,
eritemli popül ve püstüller, nodüller, psodokistler ve bazen de nedbe oluşumu
ile karakterizedir.
Akne genel olarak adölesan ve gençlik
dönemi hastalığıdır. Ortalama 14 yaşta başlar ve 20’li yaşların sonuna
doğru iyileşir. Bu yaşlardaki genç insanların önemli bir kozmetik problemi
olduğu kadar, görünüşteki bu bozukluk nedeniyle kişini psikolojisi de olumsuz
etkileyen bir dermatolojik problemdir. Hastalık bazen bazı endokrinolojik-hormonal
hastalıklara da eşlik edebilmektedir.
Akne oluşumunda genel olarak 4 faktör
önemlidir.
1-) Artmış sebum üretimi
2-) Mikrobial florada anormallikler
3-) Pilosebase kornikikasyon
4-) İnflamasyon
Akne polimorfik bir hastalıktır.
% 99 oranında yüzde, % 60 oranında sırtta ve % 15 oranında göğüste bulunur.
Akne oluşumu ile ilgili olarak yağlı, yüksek kalorili yiyeceklerin alımı
ile doğru orantılı olarak akne oluşumunun arttığı yaygın bir inanış
olmasına rağmen bu yönde bir bilgi içeren bilimsel çalışma yoktur. Kadınlarda
menstrusyon öncesi alevlenmeler görülebilmektedir. Terleme ile artış gösterdiği,
Sıcak ve nemli ortamlarda bulunmakla akne oluşumunun arttığı bildirilmiştir.
Güneş ışınının akne oluşumunu arttırdığı
da yine yaygın bir inanış ise de bu konuda bilimsel bir yayın bulunmamaktadır.
Ultraviyolenin cilt yağı denge düzeyini arttırdığını bildiren bilimsel
yayınlar mevcuttur. Stresin akneyi bildiren hiçbir yayın bulunmamaktadır.
Tersine akne varlığı genç kadınlarda utanma, anksiyete, huzursuzluk ve
sosyal ilişkilerde çekingenliğe yol açabilmektedir.
Tedavi
Tedavinin başarısı hasta ile kurulan
diyalog ile son derece ilişkilidir. Hasta kendi tedavisinin planlanmasına
katkıda bulunmalı ve tedavi sürecinde sorumluluk almalıdır.
Öncelikle bilinmesi gereken hafif
akne türlerinin bile 4-6 yıl sürebileceği gerçeğidir.
Tedavide amaç yukarıda dört madde
ile özetlenmiş olan nedensel faktörlere etki edebilmektedir. Hastanın yaşı,
cinsiyeti, kaç yıldır akne şikayeti bulunduğu ve eşlik eden başka bir hastalık
olup olmadığı tedavi seçiminde önemlidir. Ancak tedavi seçimince en önemli
etmen aknenin yaygınlığı ve ciddiyetidir. Hafif akne olarak sınıflananlar
topik (seçme ilaçlar) orta şiddette aknesi olan olanlar ise sistemik
tedaviler ile tedavi edilmelidir. Çünkü akneye ait izleri tedavi etmek
aknenin kendisini tedavi etmekten daha zor, pahalı, zaman isteyen
ve daha az başarılı bir yöntemdir.
Topik (yüzeysel-sürme)
Tedavi
Öncelikle
antikomedonal olanlar
Adapalene
Tretioin
Azeleic Acid
Isotretinoin
Öncelikle
antibiyotik Olanlar
Azaleic Acid
Benzoyl Peroxide
Eritromisin
Klindemisin
Tetrasiklin
Öncelikle
iltihap önleyici olanlar
Adapalane
Topikal Antibiyotikler
Oral Tedavi
Antibiyotikler
: Tetrasiklin, minosiklin, dohoisiklin ve erstremisin
Hormonlar:
Precelnisolane+estrogen, antiandrojenler, spiranolacton
Isotretinoin:Bilinen en etkili akne
tedavi preperatıdır. Akne oluşumuna katkısına katkısı bulunan dört faktöre
karşıda daha etkilidir.
Ancak yan etkileri de diğer ilaçlara
göre daha fazladır. Mutlaka hekim kontrolü altında kullanılması gereken
bir ilaçtır.
Sonuç olarak acne Vulgaris toplumda
özellikle genç insanlar arasında çok yaygın oluşu, kişinin psiko-sosyal
dengesine ve kozmetik görünümüne olumsuz etkileri nedeniyle olduğu kadar
çeşitli yaygın ve yanlış inanışları da beraberinde taşıyan ve bu
nedenle tedavisinde bir hekimin yardımının önemli olduğu bir hastalıktır.
Hazırlayan : Uzm Dr. Semih Tatlıcan, Dermatoloji Uzmanı SSK Ankara Eğitim Hastanesi Dermatoloji Kliniği
Konu Hakkında Yapılmış Bütün Yorumlar
Yazan:
CEYLAN
BENZAMİCYN Dİ SANIRIM YAZILISI HARIKA Bİ KREM.DOKTOR TAVSİYESİ İLE ALDIM COK DA HIZLI
Yazan:
MUHAMMET KRAL
AKNE STRESTEN VEDE YAG DEPOSUNDAN KAYNAKLANIR ONLEM IYI BIR ILAC AKNEFUG ECZANELERDE 3 YTL ALIN TAVSIYEMDIR
Son çeyrek yüzyılda modern yaşam tarzının getirdiği, kötü beslenme, hareketsizlik ve stres etkileri yaşamımızın dengesini alt üst etmiş durumdadır. Bu gibi nedenlerden dolayı çağımızda hastalıklarda artışlar görülmüştür. Tıp ilerlemesine rağmen, her derde deva olamamıştır. Bu gelişmeler üzerine asıl çarenin doğada olduğu anlaşılmıştır. Eskiden "kocakarı ilaçları" olarak tabir edilen yöntemlerin, günümüzde Alternatif Tıp inceleme alanına girmesi ile bitkilerin vucudumuz üzerindeki olumlu etkileri de kanıtlanmıştır. Doğadaki meyveler, sebzeler, baharatlar ve şifalı bitkiler bizlere doğanın bir hediyesi, yaradanın bir ikramıdır. Bizim bu ikramdan yararlanmamız alternatif tıbbın ortaya çıkışına ortam hazırlamıştır.