şifalı bitkiler
Deri ve Mukozalar; konusu 5818 defa okunmuştur

Reklamlar

Deri Ve Mukozalar;

Mukozalar, organların iç yüzünü kaplar. Deriye göre daha kolay geçilebilen bir engeldir. Solunum yollarından havayla birlikte giren mikropların bir kısmı bunun ve yutakta tutulur, bir kısmı bronşlara kadar ulaşır. Solunun yolları titrek tüylü epitelyum hücreleriyle kaplıdır. Bu tüyler, üzerlerindeki mukusu dakikada 5-20 milimetrelik bir hızla ilerletir. Mukusa yapışmış olan yabancı parçacıklar böylece dışa atılmak üzere yukarıya doğru itilmiş olur. Öksürük bu atılma işlemini hızlandırır. Yalnız 10 mikrometreden küçük parçacıklar alveollere kadar ulaşabilir. Sindirim borusu, yutulan mikroplara karşı kendi epitelyum dokusunu sürekli ve hızlı yenileme yoluyla korur. Ayrıca sürekli olarak yıkanan organlar da vardır, mesela idrar yolları ile idrar torbası idrarda gözler ise gırtlağın üst hava yollarına dökülen gözyaşlarıyla yıkanır.

Yeril asitlik, mikropların çoğalmasına karşı oldukça etkili bir engel oluşturur. Bu asitliğe deri üzerinde, mide veya idrarda da rastlanır. Yağ bezleri, bazı mikropları öldürebilen yağ asitleri açısından zengin bir yağ üretir. Vücut salgılanırın büyük çoğunluğu (gözyaşı, tükürük solunum sistemi mukusu, bağırsak mukusu…) birçok mikroorganizmaya karşı zehirli enzimler üreten fagositler içerir. Mesela, çok çekirdekli akyuvarlarla makrofajların ürettiği lizozim, bakterilerin çeperlerini parçalayabilir. Bir mukozayı aşmadan önce mikroplar bu hücrelere takılır. Bazı proteinler ve fibronektin maddesi bu tutunmayı engeller.

Çocuk doğar doğmaz deriye ve sindirim borusuna az saldırgan birtakım mikroplar yerleşir, bunlar biyolojik bir engel oluşturur ve hastalık yayıcı mikropların çoğalmasını önleyerek kanser önleyici mücadeleye katırı.

"Deri ve Mukozalar; " hakkında yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapmak istermisiniz?

Sizde Yorum Yapmak istermisiniz ?

Yorumlar site yöneticisi tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır.

Sağlık Şifa Arama

Alternatif Tıp Nedir?

Son çeyrek yüzyılda modern yaşam tarzının getirdiği, kötü beslenme, hareketsizlik ve stres etkileri yaşamımızın dengesini alt üst etmiş durumdadır. Bu gibi nedenlerden dolayı çağımızda hastalıklarda artışlar görülmüştür. Tıp ilerlemesine rağmen, her derde deva olamamıştır. Bu gelişmeler üzerine asıl çarenin doğada olduğu anlaşılmıştır. Eskiden "kocakarı ilaçları" olarak tabir edilen yöntemlerin, günümüzde Alternatif Tıp inceleme alanına girmesi ile bitkilerin vucudumuz üzerindeki olumlu etkileri de kanıtlanmıştır. Doğadaki meyveler, sebzeler, baharatlar ve şifalı bitkiler bizlere doğanın bir hediyesi, yaradanın bir ikramıdır. Bizim bu ikramdan yararlanmamız alternatif tıbbın ortaya çıkışına ortam hazırlamıştır.

Sitedeki bütün konular