şifalı bitkiler
Taş Tedavisi konusu 6254 defa okunmuştur

Reklamlar

Taş Tedavisi

Taş Tedavisi

Taş tedavisi, taşın büyüklüğüne, taş oluşturan nedenlere, iltihap varlığına ve taşın tekrarlama olasılığına göre planlanır.

Taş 4 mm nin altında ise onda dokuzu, 5–7 mm ise yarısı kendiliğinden düşer, 8 mm nin üzerindeki taşların kendiliğinden düşmesi çok zordur. Hastalara hareket ederek taşlarını düşürmeye çalışmaları önerilir. Düşen taşlarda taş analizi yaparak, taşın cinsi tayin edilir.

Hasta idrarını bir pet şişeye yaparak taşı elde etmeye çalışır. Taş analizi, hastalığın nedenini ortaya koymak ve tekrar oluşmaması için alınması gereken tedbirler açısından faydalıdır.

Analiz neticesinde hastaya bir takım diyet önerileri yapılabilir. Günde iki litre idrar çıkaracak kadar sıvı alınmalıdır. Sistin taşı olanlar biraz daha fazla sıvı almalıdırlar. Diyette kalsiyum kısıtlaması faydalı olmaz.
Hipertansiyon tedavisinde kullanılan thiazid gurubu idrar sökücüler, idrardaki kalsiyum miktarını düşürürler. Thiazidlere cevap vermeyen hastalara kemiklere kalsiyum depolayan ortofosfatlar verilebilir. Hastalar doktor tavsiyesi olmadan süt ürünlerini azaltmamalıdırlar.

Kanda ürik asit seviyesi yüksek hastalar günde en az 3 litre su içmeli ve 100 gramın altında et yemelidirler. Yemek sodası ve potasyum sitrat idrarı alkalileştirerek taşın erimesine yardımcı olur.

İdrarda okzalat miktarını arttıran gıdalar alınıyorsa, B–6 vitamini verilir, sıvı alımı arttırılır, kalsiyum sitrat verilebilir.

İdrarda sitrat miktarı düşükse, potasyum sitrat verilir. Narenciye ürünleri ve limonata da faydalıdır.

Böbrek ağrısına aspirin, parasetamol ve ibuprofen türü ilaçlar etkisizdir. Şiddetli böbrek ağrısında Diklofenak sodyum (Diklomek amp), kontramal tablet veya dolantin, morfin verilebilir.

"Taş Tedavisi" hakkında yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapmak istermisiniz?

Sizde Yorum Yapmak istermisiniz ?

Yorumlar site yöneticisi tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır.

Sağlık Şifa Arama

Alternatif Tıp Nedir?

Son çeyrek yüzyılda modern yaşam tarzının getirdiği, kötü beslenme, hareketsizlik ve stres etkileri yaşamımızın dengesini alt üst etmiş durumdadır. Bu gibi nedenlerden dolayı çağımızda hastalıklarda artışlar görülmüştür. Tıp ilerlemesine rağmen, her derde deva olamamıştır. Bu gelişmeler üzerine asıl çarenin doğada olduğu anlaşılmıştır. Eskiden "kocakarı ilaçları" olarak tabir edilen yöntemlerin, günümüzde Alternatif Tıp inceleme alanına girmesi ile bitkilerin vucudumuz üzerindeki olumlu etkileri de kanıtlanmıştır. Doğadaki meyveler, sebzeler, baharatlar ve şifalı bitkiler bizlere doğanın bir hediyesi, yaradanın bir ikramıdır. Bizim bu ikramdan yararlanmamız alternatif tıbbın ortaya çıkışına ortam hazırlamıştır.

Sitedeki bütün konular