şifalı bitkiler
Akciğer Hastalıkları konusu 19866 defa okunmuştur

Reklamlar

Akciğer Hastalıkları

Akciğer Hastalıkları:

Akciğer Nedir?
Göğüs boşluğunda kalbin her iki yanına yayılır, vücudumuzun temel ihtiyaçlarından olan oksijenin alınıp karbondioksitin vücut dışına salınımını sağlar, içinde hava kesecikleri bulanan süngerimsi yapıdaki akciğerin rengi birey büyüdükçe değişir.

Akciğer kanseri:

Akciğer kanseri nedir?
Kanserli hücre akciğerimizdeki hava yollarına yerleşerek hızlı ve istenmedik biçimde yayılmaya başlar. Kötü huylu bu hücrenin yayılması geç fark edildiğinde akciğer kanseri ölümcüldür. Kanserden kaynaklanan ölümlerden %29’undan akciğer kanseri sorumludur. İki çeşit akciğer kanseri hücresi vardır. Küçük hücreli Akciğer Kanseri, Büyük Hücreli Akciğer Kanseri kanserin hangi tür olduğu mikroskop altında tespit edilebilir. Akciğer kanseri, zamanında teşhis edilmediğinde metastaz söz konusu olur yani kanserli hücreler diğer organlara da yayılmaya başlar. Eğer akciğer kanserinin başlangıç evresinde yani kanserli hücrelerin büyüklüğünün 1cm’den az olduğu durumlarda teşhis edilirse hastanın yaşama şansı %85’lere çıkmaktadır.

Akciğer kanseri nasıl tedavi edilir?
3 tip tedavi yöntemi vardır.
1- Kanserli bölgenin cerrahi müdahale ile çıkarılması.
2- Işın tedavisi ile kanserler hücreye ışın yollanarak yok edilmesi
3-Kemoterapi: kimyasallarla yani ilaçlarla kanserli hücrelerin öldürülmeye çalışılması.
Akciğer kanserinin en temel nedeni sigaradır. Eğer uzun süredir sigara içiyorsanız akciğerlerinizi tetkik ettirmeniz hayati derecede önemlidir!

 

Pnömoni (Zatürre):

 

Halk dilinde daha çok Zatürre adı kullanılır. Ağır gribal enfeksiyonlarla Zatürre genelde karıştırılır. Akciğerlerimizdeki hava keseciklerinin içlerine bakteri ve virüslerin neden olduğu iltihapların dolması, alveol dediğimiz bu keseciklerin solunum görevini yerine getirememesi pnomoni olarak adlandırılır. Orta ve ağır şiddette seyredebilen zatürre iki çeşittir. Toplum kaynaklı pnömoni ve Hastane kaynaklı pnömoni.

Pnomoni’nin en önemli nedenleri: sigara bağımlılığı, aşırı yorgunluk, soğuğa maruz kalma, tedavi edilemeyen akciğer hastalıkları, zehirli gazlar, Kistik Fibrozis, ÜSYE vb olarak sayılabilir.

Pnömoni’nin Belirtileri: Nefes almada zorluk çekme, balgam atma, baş ağrısı, ateş, bulantı, kusma olarak sayılabilir, Hastada nezle belirtileri ve boğaz yanması görülebilir.

Pnömoni’nin Tedavisi: Zatürre hastasının tedavisine doktor karar verir evde ya da hastanede tedavi edilebilen bir hastalıktır. Doktorun verdiği reçeteye uyularak evde tedavi olunabilir. Bunu şu şekilde yapabiliriz. Eğer hasta çocuğumuz ise ateşini sık sık ölçmemiz ve kaydetmemiz gerekir ateş 39 derecenin üstüne çıkarsa doktorumuza başvurmalıyız, hastanın bulunduğu oda soğuk buhar makinesi alınarak nemli hale getirilmelidir. (Bu makineler çok pahalı değildir temin edebilirsiniz) Doktorunuz, hikâyenizi dinleyerek ve zatürre bulgularına bakarak hangi antibiyotiğin kullanılması gerektiğine karar verir. Çoğu zaman penisilin tedavisi uygulanır
UYARI! Zatürre tedavisinde kullanılan antibiyotikler yarım bırakılırsa hastalığın daha da ağırlaşmasına neden olabilir lütfen iyileştim diye düşünerek tedavinizi yarım bırakmayınız!

 

Akciğer Embolisi (Pulmoner Emboli)

Emboli tıkanma demektir akciğer embolisi ise akciğere giden damarların bir ya da birkaçının çeşitli nedenlerle tıkanmasına denir. Bu tıkanmalar; Damarlara hava girmesi, damarlarda yağ birikmesi, dalgıçların su yüzüne aniden çıkmaları sonucu oluşan vurgunlar, kan pıhtılaşması vb. gibi faktörler emboliye neden olabilir fakat burada hastalık yapan durum şudur. Akciğeri dolaşan damarlardan birinde, bir kan pıhtısının kan dolaşımına katılarak, bu damara gelmesi ve bu damarı tıkamasıyla ilgilidir. Damar tıkandığında akciğerin o damarla beslenen kısmı kan gitmediği için ölür ve kangren oluşur.

Akciğer Embolisi’nin Belirtileri: Maalesef çoğu kez bu hastalık belirti vermez fakat çok önemli damarlar tıkanmış ise hasta nefes darlığı şikâyeti, ani ağrılar ve öksürükler, kan tükürme gibi belirtilerle karşılaşılabilir.

Akciğer Embolisi’nin Tedavisi: Emboli erken teşhis edilmezse ölümcül bir hastalıktır. Erken tanı çoğu zaman hayat kurtarır. Tedavi en az üç ay sürmelidir. Hastaya damar açıcılar enjekte edilir ve heparin verilir.

UYARI:Nefes alamama, El ve ayak uçlarında, tırnaklarda morarma görüldüğünde bu durum akciğerinizde önemli bir sorun olduğunun kanıtıdır. Hızlı hareket ederek hayatınızı kurtarabilirsiniz! Çünkü Yılda 200 bin insan bu hastalıktan ölür 70 bin civarında hasta ilk 1 saat içinde hayatını kaybeder, bacağınızdaki bir pıhtı akciğerinize yürümeye başladığınızda çok az vaktiniz kalmıştır. Lütfen kendinizi önemseyin!

Plörezi: (Zatülcenp)

Halk dilindeki adı Zatülcenp’tir.  Akciğeri içten ve dıştan saran iki zar vardır ve bu zarlar arasında sürekli bir sıvı alışverişi vardır. Bu sıvı alışverişinin bozulması ve iki zar arasında sıvı birikmesine Plorezi adı verilir. Akciğer hastalıklarının birçoğu, plöreziye neden olabilir akciğer kanseri, apseler, pnömoni, verem gibi hastalıklar bu hastalığın başlıca tetikleyicileridir. Ayrıca viral enfeksiyonlar, travmalar, böbrek yetmezliği, Akdeniz ateşi, da bu hastalığa neden olabilir.

Plorezi belirtileri:
Klasik akciğer belirtileri plorezide de görülür. Akciğer zarları arasında sıvı dengesi bozulduğu için derin nefes alma esnasında “gıcır gıcır” şeklinde bir ses duyulabilir. Ateş ve halk dilinde sıtma tutması diye tabir edilen üşüme, gece terlemesi, öksürük görülebilir.

Plorezinin Tedavisi: Hastalığın ilk evresinde pnömoni tedavisi ile tedaviye başlanabilir. Antibiyotiklerle desteklenen tedavide hastanın akciğerinde biriken su drenajla alınır.

Lejyoner Hastalığı (Klima Hastalığı)

Legionellaceae familyasından L. Pneumophilia adlı bakterinin neden olduğu bir rahatsızlıktır. Bu bakteri nemli ortamlarda çok rahat üremektedir. Özellikle akarsularda dere kenarlarında, su depolarında çok sık rastlanan bu bakteriye klima hastalığı adının verilmesinin nedeni ise klimalı ortamlarda hastalığın yaşayabilmesidir. Lejyoner hastalığı bakterisi solunan havayla vücuda alınarak akciğerlere yerleşir. Aslında bakteriye maruz kalan bireylerin çok çok azı hastalanır. Sağlıklı, bağışıklı sistemi sağlam bireyler farkında olmadan hastalığı atlatır, fakat risk grubundaki bireylerde hastalık gelişebilir. Peki bu risk grupları hangileridir?

Lejyoner hastalığı risk grupları:  Solunum yolu enfeksiyonu yaşayanlar, sigara ve/veya alkol kullanan bireyler, herhangi bir akciğer rahatsızlığı olanlar, bir şekilde bağışıklık sistemi zayıflamış olanlar ve yaşlılık.

UYARI! Otellerde ya da uzun süreli konaklama yapılan yerlerde klima hastalığı çok yaygındır. Otelleri kullanırken sağlık kontrollerinin yapılıp yapılmadığına, hijyen şartlarının sağlanıp sağlanmadığına muhakkak bakınız çünkü otellerin su depolarında lejyoner hastalığı bakterileri kontrol edilmiyorsa çok rahat üreyebilir ve musluklardan, banyo, hamam gibi ortamlardan size bulaşabilir.

Lejyoner hastalığı Belirtileri:  Başlıca belirtileri, kuru öksürük, ateş, balgamdır. Bazen ilerlemiş vakalarda, yorgunluk kas gücü kaybı, iştahsızlık ve kilo kaybı görülebilir.
Lejyoner Hastalığı’nın Tedavisi:  yukarıdaki risk grupları dışındaki hastalar, hastalığı kısa sürede atlatırlar hatta bazen hissetmezler. Penisilin bu hastalık için faydasızdır hekim kontrolünde antibiyotik tedavisi uygulanmalıdır. Antibiyotikler asla yarıda bırakılmamalıdır.

Akciğer Apsesi:

Nefes yoluyla enfekte olmuş havanın alınması ya da enfekte olan bir yiyeceğin yenmesiyle virüsün tükrük yoluyla akciğerlere gitmesi, akciğerlere cisim kaçması, ameliyat esnasında oluşan risk faktörleri, diş çürükleri gibi etkenler akciğerimizde bir bölgenin irrite olmasına ve o bölgede iltihap oluşmasına neden olur.

Akciğer Apsesi Belirtileri: Belirtiler iki hafta boyunca görülür,  Öksürük esnasında etrafa kötü bir koku yayılır, balgam çıkaran hastaların balgamı da kokabilir. Diğer akciğer hastalıklarında olduğu gibi ateş görülür. Göğüs ağrısıyla birlikte seyreden öksürük akciğer apsesinin habercisidir.
Akciğer  Apsesi Tedavisi:  Teşhis balgam değerlendirmesi ve göğüs grafisi  ile konur, iltihabın büyüklüğüne ve hastanın direncine göre hastalık faklı seyreder, bazen küçük iltihapları vücut kendi kendine yok eder, tedavide ilk seçenek Klindamisin’dir, bazen penisilin de kullanılabilir. Tedavi 1-1,5 ay sürer tedavi oranı %90 başarılıdır. İlaç tedavisini yeterli olmadığı durumlarda drenaj ve ameliyat yapılır.

 

Akciğer Atardamarı Kapağı Darlığı:

Akciğere giden atardamarın tıkanması ve görevini yerine getirememesi durumudur tıkanma sonradan meydana gelen bir durum değil damarın fiziksel olarak dar olmasından kaynaklanır. Bu bir gelişim bozukluğudur. Bu rahatsızlığa sahip olanlar bu özelliklerini doğuştan getirmişlerdir. Tedavisi mümkündür.  Cerrahi müdahale ile bu darlık genişletilebilir. Belirtileri diğer akciğer hastalıklarına göre daha zor atlatılır. Solunum ve kalp yetmezliği, bebeklerde ve çocuklarda gelişim eksikliği, morarma, karaciğer büyümesi,  kalp ritminde bozukluklar yapabilir.  Akciğer Atardamarı Kapağı Darlığı; Emboli, Bronşit ve iltihaplanmalara neden olabilir.


Verem(Tüberkiloz- İnce Hastalık): 

 


Mycobacterium tuberculosis (Koch basili) adlı bakterinin hava yoluyla akciğerlerimize yerleşmesi sonucunda oluşan bir hastalıktır. Kan dolaşımı ile tüm vücudumuza yayılabilir. Ciddi derecede bulaşıcıdır.  Veremli hastalar muhakkak kişisel eşyalarını ayırmalı ve ayrı bir odada kalmalıdır. 

Verem belirtileri nelerdir?
En önemli belirtisi birçok Türk filminden de aşina olduğumuz kanlı öksürüktür. Kronik öksürüğe balgam ve ateş de eşlik eder. Sistemik belirtileri ateş, titreme, solgunluk, gece terlemeleri, iştah kaybı ve kilo kaybıdır. Birçok hasta kendini halsiz hisseder. Dünya üzerindeki her 3 insandan 1’i bu hastalık mikrobuyla muhakkak karşılaşmıştır. Tüberküloz mikrobu küçük yaşlarda vücudumuza girer farkında olmadan hastalığı atlatırız, virüs bizim bağışıklık sistemimizin zayıflayacağı ana kadar pasif kalır, vücudumuzun dengesi bozulduğunda virüs aktifleşir.

Verem’in (Tüberküloz) tedavisi: BCG aşısı adı ile bildiğimiz ve birçoğumuzun küçükken vurulduğu aşı verem aşısıdır etkili bir aşıdır. Tedavisi mümkün olan bir hastalıktır. Ülkemiz veremle mücadele için çok çabalamış Verem savaş dispanserleri kurulmuş, etkinlikler düzenlenmiş, halk bilinçlendirilmeye çalışılmıştır. Her şeye rağmen ülkemizde hala Verem hastası vatandaşlarımız bulunmaktadır. Bkz. http://www.verem.org.tr/
Verem tedavisi 6 ay ile 2 yıl kadar sürebilir. Dengeli beslenme verem tedavisinde çok önemlidir. Genelde Antibiyotik tedavisi uygulanır fakat verem zaman zaman tekrarlayabilir. Tüm antibiyotiklerde olduğu gibi ilaçların düzenli alınmaması ya da iyileştim düşüncesiyle ilaçların yarım bırakılması tüberküloz mikrobunun güç kazanmasını sağlar.

Nasıl bulaşır/ Nasıl Korunmalıyız?
En çok solunum yoluyla bulaşır aktif veremli hasta hapşurduğunda tüberküloz mikrobu havada asılı kalır, sağlıklı bir birey bu havayı teneffüs ettiğinde verem mikrobunu alabilir, verem mikrobu ile karşılaşmış olan herkes hasta olacak diye bir kaide yoktur. Veremli hastaların eşyalarının kullanılması aynı ortamların paylaşılması, kışla, okul, hastane gibi toplu yaşanılan yerlerde bulunulması verem mikrobunu almamıza neden olabilir. Unutmayın verem mikrobu sizin bağışıklık sisteminiz zayıfladığında harekete geçer, bağışıklık sistemimizi güçlü tutmak için ise spor yapmalı, dengeli beslenmeli, sigara-alkol gibi şeylerden uzak durmalıyız.
Bol sağlıklı günler dileğiyle!

Genel uyarı: Bu makale’de bahsedilen çoğu hastalığın baş mimarları olan alkol ve sigaradan uzak durmanız bu hastalıklara yakalanma riskinizi azaltır, hayat standartlarınızı iyileştirir ve hayatınızı uzatır. Öksürük, ateş, göğüs ağrısı akciğer hastalıklarının görece ortak belirtileridir. Bu belirtiler sıradan bir soğuk algınlığı belirtisi de olabilir ama buna kendimiz değil de doktorun karar vermesi belki de çok önemli bir akciğer hastalığının başlangıcında hastalığı durdurmamızı sağlayacaktır.



"Akciğer Hastalıkları" Hakkında Yapılmış Bütün Yorumlar

Yazan :Terbiyeli
DERİİNİN SU TPOLAMASI HANGİ HASTALIKLARIN BELİRTİSİ OLUR

Sizde Yorum Yapmak istermisiniz ?

Yorumlar site yöneticisi tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır.

Sağlık Şifa Arama

Alternatif Tıp Nedir?

Son çeyrek yüzyılda modern yaşam tarzının getirdiği, kötü beslenme, hareketsizlik ve stres etkileri yaşamımızın dengesini alt üst etmiş durumdadır. Bu gibi nedenlerden dolayı çağımızda hastalıklarda artışlar görülmüştür. Tıp ilerlemesine rağmen, her derde deva olamamıştır. Bu gelişmeler üzerine asıl çarenin doğada olduğu anlaşılmıştır. Eskiden "kocakarı ilaçları" olarak tabir edilen yöntemlerin, günümüzde Alternatif Tıp inceleme alanına girmesi ile bitkilerin vucudumuz üzerindeki olumlu etkileri de kanıtlanmıştır. Doğadaki meyveler, sebzeler, baharatlar ve şifalı bitkiler bizlere doğanın bir hediyesi, yaradanın bir ikramıdır. Bizim bu ikramdan yararlanmamız alternatif tıbbın ortaya çıkışına ortam hazırlamıştır.

Sitedeki bütün konular